Duvarları sarıya boyalı oda...

Sevgili Alfredo,
İzliyorum…
Ellerinle boyadığın şu yaşlı duvarları.
Hani yer yer kabaran, dökülen.
Duvarları sarı renkli odamızda, seni düşlüyorum...
Perdeler uçuşuyor, yapraklar hışırdıyor derken, titriyor mumun alevi.
Tenim ürperiyor.
Yüzün geliyor gözlerimin önüne.
Güzel yüzün ve gözlerin.
Bunu sana hiç söylemedim ama bana müthiş bir mutlulukla bakan gözlerin, benden başka hiç kimseye böyle bakamaz diye düşünür, avuturdum kendimi.
Mutluydum…
Seni izlemek keyiften sarhoş ederdi beni.
Kocaman iri gözlerin, gülüyorsa şayet daha da gerilirdi.
Gözlerin Alfredo…
Her birinde ayrı bir hayat gizliydi sanki ve ben en çok sağdakini severdim.
Hani göz kapağı diğerine göre daha düşük olan.
Nedendir bilmem sanki en çok acıyı o görmüş o katlanmak zorunda kalmış gibi yüreğime dokunurdu.
Bazı zamanlar (özellikle öfkelendiğimde), göz göze geldiysek hele ki sağ gözünle oracıkta kalakalırdım.
Bir an da yüreğimi büyük bir merhamet kaplar, ellerim birbirine kavuşmuş af diler gibi, önün de diz çökmek isterdim.
Sanırım seni en çok da bu yüzden sevdim.
O hiç bahsetmediğin dertlerinden, pişmanlıklarından sebep.
Bilirsin, kimsesiz ve yapayalnız bir çocuk gibiydin.
Her şeye rağmen masum ve korunmaya muhtaç.
Ahh Alfredo…
Saçların gözlerimin önünde ve şakaklarından başlayarak beyazlasaydı keşke.
Yaşlanmak isterdim seninle.
Ama bu olmadı, olmayacak.
Alnından yüzüme damlayan ter, gözlerimi yakmayacak bir daha.
Ne pahasına olursa olsun hiç kimseye anlatmayacağım o karanlık yüzünü,
Belki de asla göremeyeceğim.
Ben de, kendim gibi olamayacağım.
Benden eksik, senden fazla ne kaldıysa geriye, koluma takıp yolumda yalnızlığımla yürüyeceğim.
Yalın ayak…
Ağır adımlarla geçeceğim karşımda duran kalabalıkları.
Ben de herkes gibi olabilirim pekâlâ.
Gülebilirim gerektiğinde sahte kahkahalarla.
Hatır soranlara dozunda bir tebessümle nezaket gösterebilir
Kafamı hafifçe eğip teşekkür ederken, yanlarından usulca geçip gidebilirim.
O zaman aslında hiç yaşamadığımı fark etmezler belki.
Kimin aklına gelir ki rüzgârımı koklamak.
Bu burjuvalar toprak nasıl kokuyor bilirler mi ki?
Her biri tatlı küçük birer porselen bebek.
Hepsinden nefret ediyorum!
En çok da birbirlerine benzeyenlerden.
Sevgili sevgilim...
Senden öğrendim kahveyi soğuk içtiğimi.
Bunu hiç fark etmemiştim.
Fakat yanıldın, ömrü hayatında benim için yaptığın ilk ve son yemeği beğenmediğimi sanarak.
Yanıldın…
Sevgiler Anna…
What's Your Reaction?






