“Peki ama para musluğu kesilirse!”
Yaklaşık yedi yıl evvel KKTC’ye yerleşme kararı aldım. Tıpkı filmlerdeki gibi istifamı verdim ve İstanbul’dan bu cennet adaya, elimde sadece bir sırt çantasıyla yerleştim. Hızlıca bir iş bulup (ki “çalışan” insan için, iş bulmak dünyanın hiçbir yerinde sanıldığı kadar zor değildir), çalışmaya başladım…

Yaklaşık yedi yıl evvel KKTC’ye yerleşme kararı aldım. Tıpkı filmlerdeki gibi istifamı verdim ve İstanbul’dan bu cennet adaya, elimde sadece bir sırt çantasıyla yerleştim. Hızlıca bir iş bulup (ki “çalışan” insan için, iş bulmak dünyanın hiçbir yerinde sanıldığı kadar zor değildir), çalışmaya başladım…
Adapte olmam kolay olmadı! Çünkü itiraf etmem gerekirse, ben de gurbete giden herkesin düştüğü o büyük hataya düştüm ve bambaşka bir coğrafyada olduğum gerçeğini unutup, yaşamıma tıpkı eskiden sahip olduğum kafayla devam etmeye çalıştım. Yanıldım ve örselendim. İyi de oldu, böyle böyle ehlileştim, sakinleştim…
Bundan önceki hayatım, metropol koşullarında beni kaosa alışkın bir yapıya itmişti. Hızlı düşünmek, hızlı karar vermek, çok çalışmak (hatta herkesten çok), gerekirse de bu uğurda kafa koparmak (acımadan) benim hamuruma işlenmişti. Çünkü aksi bir yaşam stili beni büyük şehirde anında yok ederdi…
Neyse ki artık Kuzey Kıbrıs’ta yaşıyorum ve kafa koparmak istemiyorum.
Bu güzel ülkenin sakin yapısı, bana düşünmek için zaman tanıyor ve ben kendimi her dinlediğimde biraz daha huzur buluyorum. Bu huzur bana diğer her şeyden çok daha mukaddes geliyor.
Çünkü adım kadar eminim ki yiyeceğim bir lokma ekmek ve ben bu ekmeği istediğim her yerde bulup, gerekirse icat edip ailemi doyurabilirim…
Peki ya değişmeseydim?
Tam da yukarıda bahsettiğim gibi bu coğrafyaya ait olmayan yaşam biçimi ya da ideolojilerle devam etseydim, ne olurdu? Bu güzel ülkenin dokusunu bozardım! Düşünsenize her gelen bu kafayla gelse, memleket küçük bir Türkiye olurdu. Bu noktada da adama sorarlar “ulan madem o yaşam biçimini seviyordun, ne demeye buraya geldin?” Değil mi ama…
Şimdi buraya dikkat!
Besbelli belli bir güruh adaya valizinde eskiden kalma fikir, görüş ve ideolojileriyle geldi. Bu kadarını anladık, peki ya memleketin asıl sahipleri; yerlileri?
Onlar ne demeye değişti?
Kendilerine ait olmayan fikirleri savunup destekler hale geldi?
Bu güzel memleketten ne uğruna vazgeçildi?
Siz bana asıl bunu açıklayın!
Açıklayın ki sizi daha iyi anlayabileyim.
Aylayabileyim ki mücadelenize destek verebileyim…
Fakat bana bunları anlatırken cesur cümleler kurun!
“Ama para musluğu kesilirse” gibi aciz cümlelerle gelmeyin!
Çünkü siz, “siz” derken bu memleketin asıl sahipleri yani yerlileri, kimseye tamah etmeyecek, ağız, göz yummayacak kadar varlıklı insanlarsınız!
Haa derseniz ki “orası öyle de, ben ata toprağıma ödemem gereken vergiyi ödemem, liderlerim de gitsin kapı kapı para dilensin!”
Ona da tamam…
O zaman da kalkıp bana “eski Kıbrıs mı kaldı” deme!
Çünkü seni bozan ben değilim!...
What's Your Reaction?






